ELİF ÇİĞDEM ŞAHİN’İN KÖŞE YAZISI ; “KEDİCİ TEYZELER ÜLKESİ”

“KEDİCİ TEYZELER ÜLKESİ”

Çatı Güzeli’nin artık kendi gibi güzel yavruları olmayacak. Ama bunu sizi üzmek için yazmadım.

Belki hatırlarsınız, bu mecrada yazmıştım, Çatı Güzeli sokağımızın en tatlı ve yaygaracı kedisi. Üç senedir tanışıyoruz, her kış hamile kalırdı. O da, biz de kışı geçirsinler diye bitap düştük bu zaman zarfında. O bu hafta kısırlaştırıldı, Çanakkale Belediyesi’nin veterinerleri yaptı.

Konumuz sokakta yaşayan kediler, Türkiye’nin bölünmüşlüğü ve ve Çanakkale Belediyesi.

Bugünkü uzmanlığım bu üç benzemezi bir araya getirmek. Bundan aylar önce belediyenin hayvan barınağında yaşanan, köpeklerin birbirini parçaladığı olay üstüne bir yazı yazmıştım. Amacım, yaraları kaşımak değil tam tersi yaraların nasıl iyileşebildiğini anlatmak.

BAHANE DEĞİL ÇÖZÜM ÜRETMEK

 O gün demiştim ki, yeni mağdurlar yaratmamak, konuyu saptırmamak gerek. Bugün görüyorum ki Çanakkale Belediyesi tam da ihtiyacımız olanı yapmış.

Nasıl gördüm ki bunu? Çatı Güzeli’nin kısırlaştırılması gerektiğine inanıyordum. Sokaklarımızda çok fazla kedi ve köpek aç bilaç dolaşıyor. Onlara bakmak isteyen insanlar, ciddi bir ekonomik krizin içinde. Bazen belki kendi ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Önümüzdeki kısa vadede bu krizin derinleşeceğini bence hepimiz biliyoruz. Sokaktaki hayvanlara yetişemiyoruz. Yetiştiğimiz noktada, kendimize göre doğru olsa da, çevre düzeni, temizliğini gözetemediğimiz bir davranış içindeyiz. Bunun da ötesinde bir kısmımız onları ev yemekleriyle ya da kuru mamayla beslerken diğer kısmımız bundan bazen haklı, bazen haksız bir şekilde rahatsız oluyor. Öyle rahatsız oluyor ki komşular birbirine giriyor, birbirini kırıyor.

Ben bu yaz bu çelişkiyi derin bir şekilde deneyimledim, gerçi Çanakkale’de değildi. Sokak hayvanlarını koruyan her türlü kanuna karşın, kedileri çoklukla kuru mamayla beslediğim halde baskının bin bir türünü yaşadım. Bu konular dışlanmaya, ötekileştirilmeye kadar gidiyor. Oysa sokakta yaşayan hayvanların beslenmesi, korunması kamunun konusudur. Bireylerin şahsi sorunu haline asla gelmemeli.

Bu noktada sanırım yerel yönetimlere döneceğim.

Yazmıştım, bir musibet bin nasihatten iyi olabilir diye. Çanakkale Belediyesi bunu yaptı.

Geçen hafta barınağı aradım. Çatı Güzeli’nin kısırlaştırılmasını istiyordum. Karşıma Veteriner Kaan bey çıktı. Şimdi size bir şey söyleyeceğim. Söylenen söz hiçbir şeydir, ses tonu her şey. Benimle acelesiz konuştu, baştan savılmayacağım duygusunu aldım. Bana demedi ki hemen, nerdesiniz gelip kediyi alalım kışırlaştıralım, geri getirelim. Ama bana dedi ki, randevuyla çalışıyoruz, fakat siz ne zaman getirebilirseniz sizi kabul edeceğiz.

Bunu söylemeseydi Çatı Güzeli bu kış yine hamile kalacaktı dostlar. Kaan bey, Çatı Güzeli’ni kurtardı. Kendisi bunu biliyor mu bilmiyorum, ama sokakta yaşayan bir kediyi kurtardı. Keşke telefonlara hep o çıksa. Biz böylece barınağa gittik.

ESKİ KÖYE YENİ ADET

Orada Gamze hanımla tanıştım. Gamze Hanım bana dedi ki ‘Biz burada eski köye yeni adet getirdik’ Demek ki olabiliyormuş. Şu an kendimi kimsesiz ve desteksiz hissetmiyorum. Belediyenin hayvan barınağında veterinerlik fakültesinden mezun profesyoneller olmakla kalmayıp gerçekten hayvanları seven insanlar olduğuna inandım.

Bu dönüşüm her şeye rağmen dönüşebileceğimizi söylüyor bana. Ve fakat bu bir son değil, sadece bir başlangıç…

Türkiye’yi ayrıştıran dediğimde belki aklınıza çok yakıcı konular gelmişti. Oysa bana göre, kedileri besleyelim, yok beslemeyelim, kendi döngüsünde yaşayan yaşasın, yaşamayan ölsün ikilemi de bayağı yakıcı bir konu.

KEDİCİ TEYZE

Üstelik bu bağlamda ‘kedici teyze’ olmak için çok gencim. Daha da üstüne üstlük kimse kedici teyze olmasın, çünkü sokaklarda bakıma muhtaç, aç hayvanlar olmasın. Teyze adayları kendine daha iç açıcı konular bulsun lütfen.  Barınakla ve yaptıklarına ilişkin daha aydınlatıcı bir yazım olacak. 

Sokağa çıktığımızda vicdan azabı çekmediğimiz günlere.

Haydi o zaman !