Yeni Troya

yenitroya

ELİF ÇİĞDEM ŞAHİN’İN KÖŞE YAZISI ; “NEREDESİN NEANDRİA ‘GENÇ ADAMLARIN ÜLKESİ’?”

       Bir varmış bir yokmuş…  Neandria  Antik Kenti diye bir yer varmış..  Yani başlıkta mecaz yapmıyorum. Çanakkale’den İzmir yoluna çıkıp Ezine’ye varırken oralarda bir yerlerde olduğunu söylüyorlar.  Ama size tavsiyem, tek başınıza denemeyin. Muhtemelen bulamayacaksınız.

       Ben o kadar şanssız değildim. Yol iz bilen birileriyle gittim. Ama yoldan gitmedim. Doğa yürüyüşü grubu  Maydos ile dağdan taştan geçerek, tırmanıp, inerek bayağı bir coğrafya keşfi oldu Neandria.

        500 metre yükseklikte surlar içinde bir plato ve içinde etrafa saçılmış taştan başka neredeyse hiçbir şey olmayan, üç binlik yıllık bir tarih olduğu söylenmesine karşın buna ilişkin bir ize çıplak gözle rastlayamadığınız bir antik kent. 

  YEDİ TAŞLAR SÜTUN MEZARLIĞI

      Biz buraya devasa antik sütunların  bulunduğu  Yahya Çavuş köyünden başlayarak tırmandık. Orası da ayrı bir macera. Köyün hemen arka tarafında antik bir maden var.  Tesadüfen bu tarafa doğru yürürseniz 2 dev sütun göreceksiniz.  Burada bir tabela var çok şükür. Biraz daha ilerlerseniz devasa 7 antik sütunla daha ödüllendirileceksiniz. Granit kayalardan bu sütunları yapan Roma imparatoru tebası , kimbilir neden, madende bu son kalanları öylece bırakıp gitmiş.

 Fakat daha önce yaptıkları binlerce sütunu, bir on kilometre aşağıya, antik Dalyan limanına nasıl taşıdılar, yol boyunca bunu konuşup durduk. Çünkü bu sütunlar Dalyan’daki antik limandan taa Roma’ya taşınıyormuş birkaç bin yıl önce. Taşınırken gemilerden düşen bir kısmı da Dalyan’daki antik limanda duruyor.

     Hocalar, tomruklar ve kızaklar üzerinde taşınmış olabileceğini yazmış. Bir iddiaya göre de o zamanlar var olan bir nehir, bir çay, bir akarsudan taşınmış oldukları. Bence de böyle olmuştur. Düşünün dağın tepesinde 60 tonluk bir sütun oyuyorsunuz miladın başlarında ve bunu bir kere de değil binlerce kere yapıyorsunuz, her seferinde 60 tonu kızakla indirir miydiniz ya da indirebilir miydiniz?

    İki arada bir de Alexandria Troas Antik kenti var ki, hangi birini anlatacağımı şaşırdım. Bu bölge adeta ve tamamen bir açık hava müzesi.  Ne kapısı var ne bacası. Neyse ona bir başka yazıda döneyim bari.

     Heveslenip Yahya Çavuş köyünden Çığrı dağına tırmanırsanız ilk çağda, Milattan Önce 5. Yüzyıl civarlarında bu madenden çıkarılan granit taşlarıyla yapılan sur duvarlarına nail olabilirsiniz.

NE KAPISI VAR NE BACASI

   Dediğim gibi burası tamamen bir açık hava müzesi. Ne kapısı var ne bacası. 

          Hani geçenlerde Çanakkale Boğazı’nın Ege’ye açıldığı yerde farelerin Tanrısı Apollon’a adanmış antik kentten bahsetmiştim ya size,  demiştim ki burası biraz öksüz kalmış. Haksızlık etmişim, Neandria, Alexander Troas ve antik sütunlara göre Apollon Kutsal Alanı bayağı anasının kuzusu.

         İç yollardan kilometrelerce giderek tesadüfen bu binlerce yıllık tarihin çeşitli parçalarıyla karşılaşabilirsiniz. Ama size yol gösterecek fazla bir tabela, açıklama filan beklemeyin. Ne çıkarsa bahtınıza.

 YEŞİL FİLM PROJESİNE DENK GELDİK   

        Neandria ise bir tepenin üstünde öylece duruyor. Ne gelen var ne giden. Biz gittiğimizde ise aslında bir gelen vardı. Yönetmen Reha Erdem burada Neandria diye bir film çekiyormuş. Başka bir kutsal  amaç da filmi çekerken çevreye müdahale etmemek, atık bırakmamak vs. hoş şeyler.  Aslında bu konuları kendilerine kısaca sormak isterdim çekimleri sırasında. Fakat bizi gördüklerinde kadraja girmemizi istemediklerinden yürüyüş rotamızı tersine çevirmeye çalıştılar. Tabii farkında olmadan. Pek hoşlanmadılar orada olmamızdan.

     O yüzden biz de rotamızı değiştirmeden hızlıca kadrajlarından çıktık mecburen.

 BİZ DE ANTİK YOLLARDAN TIRMANDIK

Neandria’ya, Yahyaçavuş köyünden tırmanırken bir de yeni maden alanı gördük. Burada antik Yunan ve Romalıların yarım bıraktığı işi devam ettirenler var. Yani granit çıkarıyorlar harıl harıl. Ha gerçi biz oradayken ne madenciler vardı ne arkeologlar. Arkeologlar alınmasın, her gittiğim antik yerde hazır ve nazır bulunmalarını istemeye hakkım yok tabii ki…

       Neandria’nın beşyüz metrelik yüksekliğine tırmandığımız yolu da ilk biz keşfetmedik mutlaka. Belli ki  bu yol antik zamanlardan beri kullanılıyormuş. Biraz atıp tutuyor da olabilirim bu arada, binlerce ya da yüzlerce yıl derken. Şu tepeyi tırmandığımızda antik kenti çevreleyen surlardan başka bir şey göremediğimiz için el yordamıyla dolaştık durduk. Ne bir tabela ne bir bilgi.  Burada bir Apollon tapınağı ve tiyatro alanı olduğu söylenmekle beraber ben bunlardan biz iz görmedim.

    Burada yaşayanlar milattan önce 3. yüzyılda Büyük İskender’in komutanlarından biri tarafından aşağıda yeni kurulan Alexandria Troas kentine taşınmış. Herhalde yeni kurulan kent zengin göstersin diye.

     Aynı Troya’da olduğu gibi burayı da ilk kez  1800’lerde Çanakkale’ye yerleşen İngiliz diplomat Frank Calvert keşfetmiş, ve devamında aynı Troya’da olduğu gibi bir Alman, hem de Babil’in Asma Bahçeleri’ni kazan arkeolog Robert Koldewey burada kazı yapmış.  Fakat sonra bu iş ortada kalmış. Yani o Alman, diğer Alman Şiliman gibi burada bir yarma açmadığı için! Koskoca bir antikite toprağın altında yatmış bekliyor. 

     Kafadan atmadığım bir gerçek var ki Babil’in Asma Bahçeleri’ni ortaya çıkaran bu Alman arkeolog  kazı yaptığı Neandria antik kenti hakkında 50 sayfalık bir kitap yazmış. Ve bu kitapta kentten çıkan buluntuların illustrasyonlarıyla beraber tapınağın ve diğer kalıntıların planlarını da paylaşmış. Ötesini Almanca bilmediğim için takip edemedim, bu kitabın 1891 baskısını  Google’da bulabiliyorsunuz.

      Her ne kadar her yerde kazının sadece bir dönem ve 1899’da yaptığı yazılıyorsa da kitabı 1891’de yazmış olması son derece çelişkili göründü bana.  Zaten son resmi kazma da 19’uncu yüzyılın sonlarında vurulmuş olmalı. Neandria öylece kaderine terk edilmiş gibi duruyor iki yüzyıldır. Bir Türk arkeolog, akademisyenin yazdığı bir makaleye rastlayabilmek için internet çöplüğünde eşindim durdum. Akıllara zarar. Ama bulamadım mı, vallahi buldum. Onların adreslerini yazının sonunda bulacaksınız.

  YURDUN SAHİBİ GENÇ ADAM YOK AMA DEFİNE AVCILARI HER YERDE! 

      Yürüyüş sırasında Neandria hakkında pek çok hikaye de dinledim yol arkadaşlarımdan. Bunlardan biri de define avcılarının buralarda fink attığı, hemen her dakika antik kentten buldukları sikkeleri yasa dışı yollardan sattıkları, örneğin, duyduklarım arasındaydı. İster inanalım, ister inanmayalım. Olası mı çok olası.  Bilerek ve isteyerek üçüncü kez tekrar edeceğim, çünkü buranın ne kapısı var ne de bacası.

Kaynaklar :  https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/357343

                https://app.trdizin.gov.tr/makale/TXpNMk9EZz0/troas-synoikisis-i-synoecism-in-the-troad

     https://www.amazon.com.tr/Neandria-Robert-Koldewey/dp/1628452048

About Author