ZEYTİN HASADINA DA BUYURUN
Yazları İstanbul’dan Çanakkale istikametine yönelip Kaz Dağları rotasına, oradan da kuzeyde Ege’nin başladığı mekanlara açılanlar bilir, Ahmetçe bir tatil beldesidir. Özellikle yalısı olarak geçen sahildeki yerleşiminden söz ediyorum.

Burası Çanakkale’nin kendisine bağlı tatil beldeleri kadar meşhur olmayan Ayvacık ilçesine bağlıdır, aynı bağrında antik Athena Tapınağı’nı barındıran muhteşem Assos antik kenti gibi. Yazları Assos-Küçükkuyu sahil yolundaki onlarca plajın ev sahipliğini yapar Ahmetçe.
Oysa bu köyün asıl yerleşkesi bir 250 metre rakımda, yamaçtadır. Ve antik Troas bölgesinin bütün kuzeybatı aksı gibi Ahmetçe de binlerce dönüm zeytinlikle çevrilidir.

Bu hasat mevsiminde Ahmetçe Köyü biraz da zeytin ve zeytinyağıyla görünür olmak istemiş olmalı ki küçük bir hasat şenliğine ev sahipliği yaptı. Biz de bu şenlikten haberdar olacak kadar şanslıydık doğrusu.
Yıllardır yaz mevsiminde Çanakkale-Küçükkuyu arasındaki yollardan gelip geçmeme karşın, yamaçta konumlanan Ahmetçe’ye hiç girmemiştim. Aslında bir ilk ziyaret için doğru zaman mıydı bilmiyorum. Yoğun protokol katılımı yüzünden küçücük köyün yolları kapanmıştı. Üstelik şenliğe katılmak için çevreden, Çanakkale’den de bir sürü insan bayağı akın ediyordu.

Her ne kadar benim için can sıkıcı idiyse de sanırım köy halkı bundan memnun kalmıştır. Çünkü bu küçük köy hasat şenliğini TRT ekibi de izliyordu. Biraz önce baktım epeyce bir haber olmuş çeşitli mecralarda. Bunu beni hiç ilgilendirmeyen uzun konuşmalar yapan siyasetçilerin şenlikteki varlığına borçluyuz. Kanımca zeytin hasadında turizmden dem vurmanın üreticiye pek bir faydası yok. Hele de bu yıl zeytinler yağmursuzluktan kavrulup simsiyaha çalmışken. Onu da komşum hatırlattı, yoksa dinlemiyormuşum aslında.
Neyse ki hasat şenliğinde beni heyecanlandıran şeyler de vardı.

ZEYTİNYAĞLI YEMEKLER YARIŞMASI
Çanakkale’de zeytinyağı işiyle uğraşan hemen herkesin tanıdığı Mustafa Bey’den öğrenmiştim şenliği. Meğerse kendisi, Çanakkale Gastronomi Derneği’nin festival dahilinde organize ettiği Zeytinyağlı Yemekler Yarışması’nda jüriymiş. Dernek başkanı Kubilay bey ve ünlü şeflerimizden Osman bey de yarışmanın jüri üyeleri arasındaydı, biz onların tattığı müthiş zeytinyağlıları tadamadık, gösteriler sonrasında ikram edilen zeytinyağlılardan da yiyemedik erken ayrılmak zorunda olduğumuzdan. Amaaa benim için çok daha önemli başka birşey yaptık.

BUTA ASSOS, TARİŞ, O3 FARM, MAVRAS VE AYVACIK BELEDİYESİ KADIN KOOPERATİFİ ZEYTİNYAĞLARI
Şenlikte az da olsa, katılım anlamında çok çok az da olsa birkaç iyi zeytinyağı üreticisinin standı da vardı, Çanakkaleli zeytinyağları diyelim. Tabii ki standlarında tadım etkinliği yapanların hepsinin yeni sezon yağlarını tattım. Bunlardan yalnızca Buta Assos, tadım bardağı getirmişti. Diğerlerine ekşi maya ekmeği bandık, ki o da bir ayrıcalıktır bana göre. Ayvacık Belediyesi Kadın Kooperatifi’nin enfes taze kırmasından yedik.
Şenliğin yapıldığı meydanda o kadar adım atacak yer yoktu ki Damlıca, Akey ve diğer bazı üreticileri gözden kaçırmışım. Bir de Ahmetçe kadınlarının el işlerini. Bir dahaki sefere zeytinin el işlerinde nasıl hayat bulduğuna da bakacağım.
HANIM PARMAĞI
Bilen biliyor ama çoğunluk bilmiyor.. Çanakkale’nin de kendine özgü bir zeytin çeşidi var. Son yıllarda keşfedilen ve literatüre giren bu zeytin çeşidinin adı Hanım Parmağı.
Çok az bahçede olduğundan bu çeşidin bir zeytinyağı şişesiyle buluşması mümkün olmamıştı. Buta Assos bunu yapmış bu sene. Standlarında bulunan yeni hasat 3 farklı yağı da tattım, bunlardan biri Hanım Parmağı idi. Sanırım bu çeşidin yağını ilk tadanlardanım. Evet tarihi bir gün!
Tabii ki profesyonel tadımcı olmadığımdan fazla birşey söylemem doğru değil. Sadece Kulfal Ayvalık’ın yoğunluğu ve zenginliğini bulamadığımı söylemekle yetineyim.
İşte benim için kısa günün kârı bu tadımlardı.
Şu küçücük köydeki zeytin hasadı şenliğine gösterilen teveccüh beni şaşırttı. Ne de olsa oraya, buraya, her yere uzak bir köye, yaz olmayan bir günde yüzlerce insanın zeytin için akın etmesi hoş bir durum.
Çanakkale şehri, bu tür, üretimi ve üreticiyi tanıtmaya yönelik etkinliklerde doygunluğa ulaşmış değil. Ne doygunluğu aslında düpedüz zayıf.
Bu şehir sınırları içinde aroması, tadı, özellikleri farklı olduğu için coğrafi işaret alan mikro iklimler var, Geyikli, Bayramiç, alması beklenen Eceabat ve başkaları. Bu çok büyük bir zenginlik diye düşünüyorum.
Daha önce söylediğim gibi, Çanakkale Boğazı’nı Ege”ye bağlayan bu topraklarda çok fazla cazibeli konu var. Bu zenginliğin tanıtılması burada üretenlerin ve yaşayanların fazlasıyla hakkı. Burada yaşamayanların da bu güzelliklerden haberdar olmak hakkı.
Bu küçük hasat şenliğini bu bakımdan şefkatle alkışlıyorum


Daha Fazla
AK Parti Belde Başkanı Ömer Candan Belediyeye Soru Yağdırdı ; ” Mağduriyetler Artık Görülmeyecek Noktada, “Halk Şeffaflık Bekliyor”
Çanakkale’de 40 Kişilik İstihdam Fırsatı: İŞKUR ve İl Müftülüğü İş Birliğiyle İşgücü Uyum Programı Başlıyor
Yarım Asra Yaklaşan Dostluk: Etili İlkokulu Mezunları 45 Yıl Sonra Bir Araya Geldi