Bundan tam 107 yıl önce Türk ordusunun ve yediden yetmişe herkesin topyekûn vatanını emperyalist güçlere karşı meydan okuduğu Çanakkale Zaferi Türkiye’de olduğu gibi yurt dışında ve Berlin’de görkemli bir şekilde kutlandı. CHP Berlin Birliği’nin organize ettiği, Berlin Prinzenallee 33 numaradaki tiyatro salonunda yapılan kutlama gecesi bir dakikalık saygı duruşu ve ardından İstiklal Marşı okunarak başladı.

Geceye şair, araştırmacı yazar Sunay Akın davet edilmişti. Akın gece boyunca kendine özgü anlatımı ile öyle güzel, o kadar da acı anılara dokundu ki salondakiler geçmişi hüzünle izleyip o tarihi günleri bir kez daha yaşadılar. İlk uçağın maceralı tamir ediliş hikayesi, savunmasız Ordu Donanması…Komutan Ahmet Kemal’in Eskişehir’de eski tren raylarını eriterek süngüye dönüştürmesi..Rıfat Ilgaz’in teğmen abisinin ceketinin düğmeleriyle oynaması ve ağabeyinin ceketinin bir düğmesini kopartıp kardeşi Faruk Ilgaz’a verip:
“Sen hep oyna, hep gül, kardeşim..” demesi.

Sunay bunları anlatırken perdede slayt olarak da fotoğraflar ekrana geliyor. Akın: “Çocuktular işte..Her şeyi bir oyun olarak algılıyorlar. Çocuklardan bir tanesi de bombalar, mermiler yağarken ağaca tırmanmış, patlayan bombaların suya düştüğü anda çıkardığı ses ve görüntüyü izliyor”. O küçük çocuğun büyümüş, adam olmuş hali geliyor perdeye…SEBAHATTİN ALİ…Akın yine anlatıyor:
“Çanakkale’de evliyalar yoktu , Mustafa Kemal’in vatansever askerleri vardı. Onbeşliler..Kanatsız birer melektiler onlar..Arkalarına bile bakmadan gittiler, dönmeyi düşünmediler. Bir askerin :
“Komutanım, benim tüfek bozulmuş, tetik basmıyor ” diyen askere yüzbaşı:
“Tüfek sağlam oğlum, senin parmağın kopmuş ” denilen kahramanlık destanıdır, Çanakkale..İşte O..Çanakkale’de kimsenin kafasını kaldırmaya cesaret edemediği, metrekareye 6 bin kurşun yağarken düşmanı gözleyen aslan, 34 yaşındaki yarbay…MUSTAFA KEMAL..Ekranda yine Mustafa Kemal, salonda alkışlar, milli duygular dorukta..

Sunay Akın’ın İstanbul Üniversitesi Arkeoloji bölümü mezunu olduğunu biliyorum. Ama bir insan tarihi bu kadar mı eşeler, araştırır ..Akın:
“Ben yabancıların özellikle İngilizlerin, Fransızların ve Amerikalıların dışarıdan gözlemlerini çok merak ederim. O yüzden bu ülkelerin yazarlarının görüşlerini hep araştırırım, bu olaylara nasıl baktıklarını bilmek isterim. İnşaat işçilerini bilirsiniz..Yaa, hiç mi değişiklik olmaz bu adamların yemek menüsünde..Kahvaltıları, yemekleri hep aynı..Gazete üzerinde domates, peynir, ekmek..Gene o devirlerde bir kahvaltı sofrası..yerde bir gazete. O da ne gazeteye bakın, İbni Sina”nın çizdiği Dünya Haritası. Sonradan yapılan dünya haritalarını çizenler, hepsi İbni Sina’nın bu haritasından faydalanmışlardır.

Gecede o karanlık günlere damgasını vuran Sebahattin Ali’ler, Nazım Hikmet’ler, Rıfat Ilgaz’lar ve daha nice aydınlarımızın isimleri geçiyordu. Sunay Akın’la söyleşimizde 1980 öncesi İstanbul, Kadiköy’de bulunduğum yıllardan, semtlerden bahsedince:
“Oo, bizim oralar..Ziverbey, Kuyubaşı, Altıyol.. Bahariye caddesi…İstanbul’a gelince mutlaka görüşelim “.
Tabi ki, seve seve.. Memleketini, toprağını, tarihini bu kadar seven bir insan…insanlarımız…iyi ki varlar..Sizlere her zaman çok ihtiyacımız var, çok..
Sunay Akın daha sonra gelen davetlilere kitaplarını imzaladı…

Daha Fazla
Eko-Kültür, Teknoloji ve Turizm: Geleceğin İş Birlikleri
İSMET BALKAN KÖŞE YAZISI ; “SEÇTİKLERİMİZİN GÖREVİ ÇALIŞTIRMAMAK MI?”
İSMET BALKAN KÖŞE YAZISI ; “BAYRAMDA ÇANAKKALE TURİZMİ”