Antik Lampsakos kentini bilmezsiniz. Ama bu yüzden sizi suçlayamam. Çünkü bu kent bugünkü Çanakkale’nin Lapseki kasabası yerleşim alanının altında kalmış. Ve nasıl oldu bilmem tamamen tahrip olmuş.
İşte burası da bizim meşhur antik Troas bölgesinin şehirlerinden. Biga Yarımadası’nın yani taa Assos antik kentinden Biga’daki antik Parion şehrine kadar uzanan yerin ortasında kalıyor.
ZAMANINDA ZENGİNMİŞ
Şimdi gidip aradığınızda Milattan Önce 4’üncü, 5’inci yüzyıllarda en parlak günlerini yaşamış kente dair bir iz göremiyorsunuz. Artık göremiyoruz ama zamanında Troas bölgesinin en zengin kentiymiş, o kadar ki bütün bölgede kendi adına ilk para basan yer burası.
Bastığı sikkelerin ön yüzünde şarap Tanrısı Dionisos, arka yüzünde üzüm salkımı ve boğa başı bulunuyormuş. Boğa başını bilmiyorum ama Dionisos ve üzüm salkımı bölgenin kaliteli şaraplarıyla ünlü olmasından, o zamanlar tabii. Hoşunuza gitmeyecek kısmı ise, ki bu benim ön yargım, belki sevinenler de olacaktır- ilk sikkenin burada basılmasının sebebi bu kentin egemenliğinde zengin gümüş ve altın madenlerinin olması. Görünüşe bakılırsa Troas bölgesinin altı boydan boya altınla dolu..

ŞU ARA KENTTEN İZ YOK AMA BEN GELECEK İÇİN UMUTLUYUM
Kimine göre kralın kızının ismi, kimine göre ‘Boğaz halkının yeri’ anlamına gelen Lampsakos dönemin ünlü bilim ve felsefe merkezlerinden. Ne filozoflar, ne tarihçiler yetiştirmiş burası. Milattan sonraki yüzyıllarda da sönüp gitmiş. Zaten gözle görülür bir şey de kalmamış. Madem bir şey yoktu bizi niye buraya getirdin diyeceksiniz.
Yaklaşık 2 bin yıl kadar bir şey yoktu evet ama artık bir şey var: 1915 Çanakkale Köprüsü. Köprü, Lampsakos antik kentinin hemen yamacında. Çevre yolu çalışmaları sırasında antik döneme ait kalıntıların kazayla da olsa bulunmamış olması beni şaşırttı. Hatta inanasım gelmedi.

SIRA GELDİ TÜRKİYE’NİN EN SEMBOLİK KÖPRÜSÜNE
Kim ne derse desin bu yıl Çanakkale’de köprü, 18 Mart Çanakkale Zaferi’ni anma günü törenlerinden rol çaldı. Türk Yıldızları bile 18 Mart günü Abide üstünde değil köprü üstünde uçtu, 1915 Çanakkale Köprüsü’nün açılışı şerefine.
Hava koşulları yüzündenmiş ama olsun, ben sonuca bakarım. Köprü açılışı yüzünden bazı yollar saatlerce kapalıydı. Her dakika bir zirve yapılan İstanbul ya da Ankara buna alışık olabilir ama biz Çanakkaleliler kendi küçük sıkışık trafiğimiz hariç böyle şeyler bilmeyiz.
Bilmek de istemeyiz. Aslında ben köprünün Çanakkale’nin merkezine 30 kilometre uzağa Lapseki kasabası girişine yapılmasına için için sevinmiyor değilim. Çanakkale üstündeki son yılların yapılaşma ve trafik yığılması azalacak belki. Şehirleşmeyi, betonlaşmayı yavaşlatacak diye ummak istiyorum.
Öte yandan antik Lampsakos kentine bir canlılık getireceğine şüphe yok.

YUNUSLAR VE MİDYELER DÜŞÜNÜLMÜŞ
Yapılma aşamasındaki düşüncelerimiz ne olursa olsun, 2023 metre orta açıklığından! mıdır nedir köprüye doyamadık. Ayağımız alışsın diye köprü geçişini bir hafta süreyle ücretsiz yapmış olmalarının akıllıca bir taktik olduğu kesin. Açıldığı andan beri köprü bir an boş kalmadı, kilometrelerce kuyruk oldu. Bu yazı yazıldığında köprüye teveccüh hala devam ediyordu.
Bu merakı anlıyorum, çünkü ben de merak ediyorum. Karmaşık duygular içindeyim vesselam. Köprünün yapılması ve trafiğe açılması doğanın katledilmesine yol açacak mı? Bölgenin eşsiz güzelliğini bozacak mı?
Bir yandan bunlara endişe ederken, bir yandan yapımı bir yana, geçiş ücretlerinin bile döviz üzerinden olması. Günde 45 bin araç geçme olasılığının bugünlerde sıfır olması ve geçmeyen her aracın geçiş ücretini bizim finanse edecek olmamız canımı sıkmıyor değil..
Bir yandan da bu köprü ne menem bir şeymiş, biz de geçip görelim merakı. Belki de bu merakımızı 11 yıl ertelemek zorunda kalacak çoğumuz bir hafta sonunda, her geçişte 15 Avro artı KDV veremeyeceği için.
11 yıl sonra kamuya devredildiğinde de kim öle kim kala. Üstelik yaya ve bisikletliler de parayla da, sırayla da geçemiyor köprüden…
Yalnız köprüyü yaparken yunuslarla midyeleri düşünmüş olmaları beni mutlu etti. Yunusların geçiş günlerinde inşaata ara vermişler. Ve bir midye türünü de yaşam şartları bozuluyor diye köprünün ayaklarından başka bir yere taşımışlar.
Bu 18 Mart’ta hava çok soğuktu. Ne Abide’ye gitmek ne de Çanakkale Boğazı’nın ilk köprüsünün açılış anına şahitlik etmek geldi içimden. Yani bu yazıyı size oturduğum yerden yazdım. Köprü fotoğraflarını ise soğuk, rüzgar demeden gece yarılarına kadar köprüde, Abide’de yayın yapan arkadaşlarımdan aldım.
Köprünün kırmızı kulelerini sevdim. 2023 metre, dünyanın en geniş orta açıklığı ne işime yarayacak anlamadım. Bu köprüye ilişkin sayıların toplamı hep 18 ediyormuş, bu sembolizme sevinebiliriz diye düşündüm.
Köprüyle ilgili sevinecek başka şeyler aradım. Şöyle bir bakınca estetik olarak dünyanın en güzel köprüsü olmadığını gördüm. Mimari açıdan gözlere bir ziyafet de çekmiyordu. Ben de kırmızı beyaz kuleleriyle idare etmeye karar verdim.
Sembollerle bezeli köprümüzü ne kadar finanse etmek zorunda kalacağımızı ise 26 Mart’tan sonra yavaş yavaş göreceğiz.

NOT: Köprüyle ilgili merak edebileceğiniz bilgilere ulaşmanız için şuraya bir link bırakıyorum. Ulaştırma Bakanlığı’nın:
www.1915canakkale.com/kurumsal/sikca-sorulan-sorular
Kaynaklar: www.canakkale.com , www.troiavakfı.com
![]()

Daha Fazla
Eko-Kültür, Teknoloji ve Turizm: Geleceğin İş Birlikleri
İSMET BALKAN KÖŞE YAZISI ; “SEÇTİKLERİMİZİN GÖREVİ ÇALIŞTIRMAMAK MI?”
İSMET BALKAN KÖŞE YAZISI ; “BAYRAMDA ÇANAKKALE TURİZMİ”