“ÇATI GÜZELİ VE DİĞERLERİ”
Kedilerin uzaylı olduğuna inanırım. Dünyaya çile çekmeye gelmişler, en şanslısı bile..
Çatı Güzeli tanıdığım en tatlı, en kafasına göre yaşayan kedilerden biri. Sanırsın İngiliz kraliyet ailesinde doğmuş, yemek beğenmez, kuru mama yemez, öyle deli birşey. O bana annemden yadigar, adını o koymuştu. O yüzden ona hergün ayrı yedirdim bütün kış, çünkü tek başına yer. Başka kediler gelirse çeker gider. Öyle aristokrat. J

Üç senedir olduğu gibi bu yıl da hamile kaldı. Kalmış. Hergün kapıya gelir, beni beklerdi, tavuğu seviyor. Bir gün gelmedi anladım doğurduğunu. Aramaya çıktım, kimbilir nerde doğurdu.
Onu ararken bir bahçede başka bir kedi gördüm. Ağzı burnu akıyordu, çok hastaydı. Yemedi, içmedi. Ve hamileydi. Ağzını, yüzünü temizledim, ilaç verdim, sıcak bir kutuya koydum. Ertesi gün aynı yerinde yemeden içmeden duruyordu. Kapıp veterinere götürdüm.

Veteriner deyince, veteriner dünyanın en zor tercihlerinden biridir, öyle basit bir iş değil. Çünkü birincisi sokak kedisi götürdüğünüz zaman neyle karşılaşılaşacığınızı bilemezsiniz. Veteriner ücretleri krizden önce bile uçmuştu. Ne para isteyeceklerini bilemezsiniz, düşünün marul 20 lira olmuş memlekette. Allahtan vicdanına güvendiğim iki genç adam evime yakın bir veteriner. Koştum, götürdüm, yavru o kadar hasta ki. Baktılar hayvan doğuruyor, ya al götür ya da orada doğuracak. Nereye götüreyim hasta çocuğu. Bıraktım. Yedi sekiz saat sürermiş doğum. Veterinerim Hasan gece üçte kliniğe gitmiş, 6 tane doğurmuş dedi, aradı beni. İşte bu yüzden oraya götürdüm, gece üçte merak edip sıcak yatağından kalkmış, vicdan parayla değil.

Hasta bir sokak kedisi altı çocuk doğurdu ve tedavisi başladı. Belediyeyi aradım, hemen gelip aldılar anneyi ve yavruları. Sıkıldınız ama bakın bu sadece bir hikaye. Sokaklar bu hikayelerle dolu.
Çatı Güzeli’ne dönersek onu buldum, doğurmuş. Bu kez ben onun yavrularını sakladığı yere yemek götürmeye başladım. Onu orada beslediğim için azar mı işitmediğim kaldı, gizli gizli çağırmadığım mı kaldı.
Şimdi anladınız mı neden uzaylı olup çile çekmeye geldiklerini.

BİR MUSİBET BİN NASİHAT
Bunlar sokakta yaşayan hayvanların ve ona bakanların her gün maruz kaldıklarının bir örneği. İnanın devede tırnak değil.
Gelelim Çanakkale Belediyesi hayvan barınağında yaşananlara. Bir musibet bin nasihat hikayesi. Belki yaşananlar bir talihsizlikti, belki ihmaldi. Ortada bir gerçek var. O gerçek sokakta yaşayan kedi ve köpeklere yetişemiyoruz. Bu kamunun çözmesi gereken bir sorun. O kamu burada belediyedir. Çanakkale Belediyesi kulağının üstüne yatamaz.
Sosyal medyada ilgili ilgisiz her paylaşımlarının altına bakıyorlar, ne görüyorlar? Kent halkı tepki gösteriyor. Bunu siyasi bir saldırı olarak görüp göz ardı ederlerse yanlış yaparlar. Görevden uzaklaştırılanları haklı ya da haksız savunmaya geçmek yerine ciddi bir inisiyatif alırlarsa hem onlar kazanır, hem hayvanlar, hem de onlara bakan bizler. Almazlarsa, üç güne unutulur derlerse hep birlikte kaybederiz.

Çanakkale Belediyesi’nin ilk yapması gereken sorumluluğu üstlenmektir. Yaşananı şeffaf bir şekilde kent halkına anlatmalılar, birr. İkincisi kent ve çevresindeki sokak hayvanları için top yekün bir proje çok ama çok acil hayata geçirilmeli. Projeye hayvanlara bakanlar ve de uzaktan sevenler dahil edilmeli. Onlarca, yüzlerce kentli var, sokağında hayvanlara bakan. Bu insanları bir araya getirmek zor değil. Yapılır mı yapılır.
Hadi, bir kere daha kurban psikolojisinden çıkalım, Çanakkale Belediyesi. Şanslınız, şanslıyız ki bu kentte herkes hayvanları seviyor. Bir el atalım hep birlikte, şu çocukları mutlu yaşatalım, ki bulaşıcı olan mutluluk bir yerden başlasın…

Daha Fazla
Eko-Kültür, Teknoloji ve Turizm: Geleceğin İş Birlikleri
İSMET BALKAN KÖŞE YAZISI ; “SEÇTİKLERİMİZİN GÖREVİ ÇALIŞTIRMAMAK MI?”
İSMET BALKAN KÖŞE YAZISI ; “BAYRAMDA ÇANAKKALE TURİZMİ”